
Rüyalarda savrulan ruhumun, Gözlerimden durmadan akan yaşın, Gecelerdeki sessizliğin, ruhumdaki ürpertisidir, Anladım yağmurların gökyüzünden değil kalbimden yağdığını. Evet, bu ruhumun uyanışıdır Zihnimde yüzen dağınık ezgilerin melodisidir, Kambur düşüncelerimin yıkılışıdır, Bir…

Hayat biraz da yarım kalan işlerin toplamı değil mi? Yazılmamış mesajlar, bitmemiş şarkılar, yarıda bırakılmış kahkahalar… Hepsi zihnin kuytusunda dönüp duruyor. Tamamladığımız şeyler hızla siliniyor ama eksik kalanlar içimizde yankılanıyor.…

Tabiat beyaz bir gelinlik giymişti o gün, gelinliğinin zarifliğine dökülen dallı budaklı saçları vardı. Umutla parlamaya çabalayan yeşilliklerine aldırış etmeyen, sessizliğini fırsat bilerek sesini yükselten, sinsice tüm bedenini saran sabahın…

Dokundu nefesin ruhuma, Penceremde buğulanmış ismin. İçerlenmiş yine mısralar, Kulağına fısıldamak için. Papatya saklarmış rengini, Karagülden sakınmak için. Bir damla ağarmış saçında, Kış güneşini söndürmek için. Bensu KESKİN

Vardır her nevbaharın bir hayali; Yarım kalmış ya da hiç başlamamış. Umut dolu yürekle başlar yola, Sonu mutluluk getirmeyeceğini bilse de. Yine de çabalar bir düşkün, sessizce; Tutunur hayata, ince…

Eğer tekrar başlayabilseydim yaşamaya Önce kendimi daha çok severek başlardım Daha çok sarıp sarmalardım, Koşardım içimdeki küçük kız çocuğuna. Kır bahçelerinde koştururdum onunla, Her çiçekte bir dilek tutardım. Yağmurla yıkanırdı…

Arkasında ufuk boyunca uzanan deniz, sağ tarafında alelade yerleştirilmiş gibi duran şehir, gündüze alışık olmadığı için mecburiyetten takılmış güneş gözlüğü, tek düğmesi açık oduncu gömleği, sol bileğinde saniyeleri saymak için…

“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.” — Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi Okuduğum günden bu yana etkisini üzerimden atamadığım, Orhan Pamuk’un belki de en dokunaklı romanlarından biridir Masumiyet Müzesi. Kitap yalnızca bir…

Kişiden kişiye göre değişebilir değil mi? Yine de pek çok kişinin Yusuf veya Muazzez diyeceğine eminim. Daha çok onları okuduk, o yüzden de onlara daha yakın hissetmemiz ve dertlerini anlayabilmemiz…

Bir gün bir adam gördüm, Zaman gece yarısına yakındı. Bitmişti, belliydi her halinden; Tükenmişti birçok sebepten. Gözleri kızarmış, altları morarmış, Saçlarını beyazlar esir almış, Biraz da seyrelmişti hafiften. Elleri titriyordu…