Pulluk, gönüllü eğitimcilerden oluşan bir ekibin liderliğinde; yazmak, üretmek ve paylaşmak isteyen herkese disiplinlerarası bir ortam sunar.
Her başlangıcın insanı etkileyen hikâyeleri olabiliyor. Hiç beklenmedik bir anda bir kural keşfetmek, icat yapmak, bir evin garajından dünyanın en ünlü kişilerinden biri olmak ya da bitmez tükenmez sabır göstererek teknolojik ürün geliştirmek, bin saat kuralına uygun basket atmak gibi etkileyici hikâyeler duymuşsunuzdur. Yok öyle bizim ahım şahım bir hikâyemiz… Nisa’nın “Yazalım hocam!” demesiyle başladı hikâyemiz. Böyle yalın bir başlangıcımız var. En azından yalın görünüyordu bize.
Bu “yazalım” arzusunun altında yatan duygularımızın veya düşüncelerimizin bizzat kendilerinden, insandan, gerçekten, sorunlardan, kederlerimizden bazen kaçmanın gerekliliğini fark ettik ama nereye gittiysek hepsi peşimizden geliyordu. Onlardan kaçmanın hayallerde bile olanaksızlığı ise onları ters yüz etmenin ve biraz güneşte kurutmanın iyi bir fikir olacağını gösterdi. Bu bizi rahatlatacaktı, öyle oldu. Yazdıkça yazasımız geldi. Yazdıkça rahatladık, yazdıkça daha iyi anladık, yazdıkça zorlandık, yazdıkça süt dişi çıkmış bebek gibi hissettik kendimizi, yazı dişlerimiz çıkmamıştı daha ama çıkacaktı biliyoruz. Yazdıkça biliyoruz çünkü…
İşte Pulluk, yazma arzusu tetiklenmiş bir grup üniversite öğrencisinin etkinlik alanıdır. Kendi varoluşunu sorgularken yok öyle başkalarına ışık tutmak, tek derdimiz kendi önümüzü görebilmek. Ola ki bir ışık tutamazsak önümüze, alaca karanlıkta yazıya tutunarak adım atmak istiyoruz.
Dr. Turan TEMUR
“Ridiyi kamkab ezüy sret.”

