
Bağrımıza saplanan bu ayazı, Kendi kanımızla avuttuğumuz bir gündü. Yetim ve öksüz yavruların morarmış avuçlarına, Bir milletin kaderi kondu. Taze ve sıcak ekmek misali, Kırıldı yılların paslandırdığı, Görünmez prangalar birer…

Çıkar kalbine saplanan o zehirli hançeri ve yüksel, Akan kanların dinmesini beklemeden, dağ taş demeden göster; Gözün göklerde, kanatların iki yanında, görebildiğin kadar ufuklar. Ruhunda beyazlar, alnında aklar, göğsünde özgürlükler.…

Neydi… Seni bana bu kadar düşündüren? Bir bakışın mıydı, Yoksa söylemediğin cümleler mi? Sesinin kenarında bir kırgınlık vardı Duyduğumda kendimi susturmak isterdim. Çünkü sen sustukça ben Daha çok konuşurdum içimden.…

Güneydoğuda karaca bir çocuk, Sabah kalkar, saat beş buçuk. Bilmez günleri, geceleri, Ezan olmuş bütün rehberi. Gözleri yorgun, donuk, Yok olmuş belli ki hayalleri. Hasat para etsin, kış rahat…

“Bize ne yapacaklar şimdi…” Hamster tedirgindi. Başına gelebilecekleri düşündükçe daha da geriliyor, tırnaklarını yiyordu. Kuş “Ne mi yapacaklar? Tabii ki deneyleri için kurban edecekler bizi. Evet evet, hiç şaşırma. Gerçek…

Arkasını döndüğünde gördüğü şey hiç hoşuna gitmemişti: “Sana söylemiştim Lindsey! Her seferinde ama her seferinde kemiğini bana getiriyorsun. Anlıyorum oyun oynayalım istiyorsun fakat bu tavrınla bir yere varamayız, anlıyor musun…

Sözlükte hayalci kelimesinin anlamı şöyle geçer: Gerçeklerden çok hayallere dayanan, hayal kurmaya eğilimli olan kimse. Gerçekleşmesi zor ya da mümkün olmayan düşünceler peşinde olan kişi. Kısaca gerçeklikten uzak, hayal kurmayı…

Size bağırırken, beni anlamadığınızı düşünürken, mutluyken veya üzgünken… Bu duyguların sadece benim olmadığını anladığım zamandan itibaren… Unutuyorum bazen sizin de dünyaya bir kez geldiğinizi. Birinizi hep yalnız gördüğümde, beni yanınızda…

Tek lokmada yedim dünyayı Kılçıkları boğazıma batıyor Şiirler yeterince yazılmış, şarkılar söylenmiş gibi Bana beni anlatmıyor hiçbiri sonuna vardım dünyanın Gördüm güneş neden doğar, Ekmek neden çarparmış insanı. Bütün yalanları…

Bir gece vaktiydi. Küçük ormanın kalbi büyük sakinleri köşelerine çekilmiş uyuklamayı tercih ederken Tavşan Tüylü ve Sincap Çiko, her zamanki yerlerinde buluşmuş ve günlerinin nasıl geçtiği hakkında derin bir sohbete…