
Bağrımıza saplanan bu ayazı, Kendi kanımızla avuttuğumuz bir gündü. Yetim ve öksüz yavruların morarmış avuçlarına, Bir milletin kaderi kondu. Taze ve sıcak ekmek misali, Kırıldı yılların paslandırdığı, Görünmez prangalar birer…

Cephedeydik ilk başta, savaştık yiğitçe. Umrumuzda değildi canımız, kanımız; Millet sevgisi vardı içimizde. Hayatımızdan daha önemli bir şey vardı: bağımsızlık, özgürlük! Umrumuzdaki tek şey vatanın uğruna savaşmaktı; Rüya gibiydi tıpkı…

Çıkar kalbine saplanan o zehirli hançeri ve yüksel, Akan kanların dinmesini beklemeden, dağ taş demeden göster; Gözün göklerde, kanatların iki yanında, görebildiğin kadar ufuklar. Ruhunda beyazlar, alnında aklar, göğsünde özgürlükler.…

İnsanların yüzlerine bakmayı ne zaman bıraktık, bilmiyorum. Eskiden otobüste otururken karşımdaki adamın ayakkabılarına bakardım. Çamurluysa yağmur yağmış olduğunu düşünürdüm. Ayakkabıları şık ve temizse özel bir yere yetişmekte olduğunu. Bir kadının…

İktidar meselesine sığ bir düşünce ile yaklaşmamak gerekir. Öyle ki iktidar, her şeyin süreklilik arz ederek devam eden yapısında, gücünde ve hiyerarşisinde kullanılabilen bir terimdir. Bir kişinin iktidarı, bir gücün…

Arkasını döndüğünde gördüğü şey hiç hoşuna gitmemişti: “Sana söylemiştim Lindsey! Her seferinde ama her seferinde kemiğini bana getiriyorsun. Anlıyorum oyun oynayalım istiyorsun fakat bu tavrınla bir yere varamayız, anlıyor musun…