Gökyüzünü pembe düşlerle boyardım,
Bulutlar misali dağınık ve özgür.
Yeşil tarlalar, ıslak sokaklar boyu koşardım,
Çiçekler kadar narin ve ezilmek istemezcesine.
Henüz çocuktum.
Gönlüme uğramazdı güz.
Sular kirlenmezdi avuçlarımda.
Günlerimi çalmazdı aydede ve güneş.
Kabuk bağlamazdı yaralarım.
Tanımazdım öfkeyi.
Ancak kırlangıçlarla konuşup,
Salıncaklarda savrularak uçardım.
Yalnızca çocuktum.
Uçurtmamın ipindeki sevgi düğümleri,
Uzaktaki çocuklara selam söylerdi.
Dağlar kadar mağrur, dik başlı,
Yürekten yalnız olmayı,
Yağmursadığımda anlardım.
Çocuktum.


Nisa ÖNER
Herkes gibi dünyaya merhaba diyerek başlayan, değişmeye ve dönüşmeye devam eden, dünyayı anlamaya çalışan ve sorgulayan, umut bekçiliği yapan, teyzelerin kızdığı z kuşağından, her cümlesinin başına “az” kelimesini koymamak için direnen Karadenizli, vatansever, kitap kurdu, dostlarının cadısı, öğrenmeye meraklı bir öğretmen, uykuları kaçacak kadar düşünceli, yazmayı seven, fikir işçisi.

Bir yorum yazın.