Çıkar kalbine saplanan o zehirli hançeri ve yüksel,
Akan kanların dinmesini beklemeden, dağ taş demeden göster;
Gözün göklerde, kanatların iki yanında, görebildiğin kadar ufuklar.
Ruhunda beyazlar, alnında aklar, göğsünde özgürlükler.
O karanlık bulutlar ki seni yoktan beter edecek,
Vatanım dediğin topraktaki her bir can seni delip geçecek.
Masalların sonu gelmeyecek, kavgaların musibeti gitmeyecek;
Bir iki tekrar etmez sanacaksın; durmayacak, edecek.
Nehrin, ırmakların, tüm dört suların etrafını kuşatanlara ne demeli?
“Yâ Hak!” diyerek yargılar koyup sözler mi vermeli?
Görmez gözler, taşlaşmış kalplerle mi sözleşmeli?
Hayır! Ne bir kelime ne bir dünyaya bedel elindeki.
Neslini dinle; o nesil ki gününü hayallerle yaşıyor,
Hiçbir medet ummadan bir diğerine şükran duyuyor.
Bedeli fikriyle, hissini hakkıyla yaşatıyor;
Her şeye rağmen bilinmezle yoğruluyor.
Yüzün düşmesin sakın; alçaklarda yüzme, alçaklarla gülme!
Çürümüş çiçeklerden bir çelenk boynunda bir hüzünle,
Geriye kalacak sadece kederli bir sevinç, sonsuz bir inleme;
Soğuk sıcak demeden batacaksın derin denizlere.
Yürü; elin, kolun, yanın, yönün ve evinle birlikte,
Yüksekçe bir binanın tepesinden inen insan sellerine karşı gittikçe.
Topladığın, yaraladığın ve kamburlaştığın medcezir sergüzeştinde bittikçe,
Yüzün gülerken vatanın seninle, yaratım ellerinde.
Olur mu? Olmaz. Olur. Oldurduğunca omuzlarına yükleri,
Bindirip indirip dinlenip hislendikçe denemeleri,
Sen ki bir evlatsın bu sonsuz memleketin uçsuzluğunda bir kalkan;
Milyon bin bir demeden, beş üç bilmeden yerinde beklemeli.
Yılan kokulu aslan yuvaları, dört köşe ticarethanelerde sayıkla;
Kaleler ki kellelerin köşelerinden buzlaştığı muazzam bir âşıkla.
Şahin gözüyle iz sürerken o menzilin ardında,
Gör acımasız olanı, kendi kurduğu pusuda.
Koca çarkın dişlileri tarihler boyu döndü, dönüyorken sessizce,
Karınlarda bebekler teker teker doğarken analarından masum bir surette,
Yurdun surları, sınırları saniyelerde değişir aheste.
Zaman geçer izi sürer, pusu kalır bu naçiz bedende.
Mavinin en yükseklerinde tek yürek bekler sessizce.


Enes YAYLA
Teknoloji ile okul öncesi eğitimini harmanlayarak çocukların öğrenme süreçlerini tiyatro, drama ve dijital araçlarla çeşitlendiren disiplinler arası bir eğitimci ve hikâye anlatıcısı.

Bir yorum yazın.