Dışarıda bir eylül esintisi
Gelen ses hüznün mü sonbaharın mı ayak sesi
Nice baharlar gelip geçti de
Bu geçmeyen hangi acının izi
Kararmış bulutlar gökte
Kiminin içi umut yüklü kiminin öfke
Hangi filiz yeşeripte hangi dal kırılacak
Eylül kimlere bir ukte ya da bir nükte bırakacak
Hangi mahzun düşmüş yine girdaba
Dönülmez bir yol sanmış,tapmış dünyaya
Hiç mi görmez dökülen sararmış yaprakları
Hepsinin yeşilden sarıya dönmüş renkleri
Bu dünyaya ne baki ki
Çürümeyen solmayan hangi haki
Kalıcı olsun bu fani
İki sela arası demişler yaşam
Kim diyor; bu dünyada sonsuz yaşam
Alarmı çalan için bitiyor ya da başlıyor imtihan
Hayat çok garip inanın kuşlar, çokta kısa
Uçuşun göklerde size çizilen görünmez yollarda
Çarpışması muhtemeldir ancak
Kanat çırpışınız kadardır yaşam
Ne savaşlar veriliyor bunun için sabah akşam
Lakin ömür, uzun gibi görünen bir girdap
Girdabın içinde bir mehtap
Kimi Leyla ya kimi mevlaya bitap
Kayboldukça uzun sanıyor, bu mehtap bu girdap
Oysaki yolun sonundadır asıl muhattap


Tuğba GÖKER
Elinden geçen her şeyi güzelleştirmeye çalışan; hayatın ağırlığına rağmen içindeki umudu kaybetmeyen biri… Yorulsa da durmayan, kırıldıkça yeniden güçlenen; sessizce savaşmayı öğrenmiş bir mücadele insanı. Hayallerine sabırla yürüyen, kelimelere sığınan, düşünmeyi ve öğrenmeyi seven; karanlığın içinde bile kendi ışığını taşımayı başaran biri. Yaşadığı her şeye rağmen yeniden başlayabilecek kadar cesur, umut etmeye devam edecek kadar güçlü…

Bir yorum yazın.